Ulusal Sinema Yeşilçam, genelde melodramlarında bu durumu başarıyla kullandı. Aşk temalı, Zengin X Fakir asal karşıtlığıyla desteklenerek, ‘Aşık bireyler toplumsal sınıf tanımaz dramatik mesajını vermeye çalıştı. | | ||||
| Gerçekten de, milliyetçilik akımlarının giderek güçlenmesi, dahası resmi ideolojiye eklemlenmesi sonucunda bir toplumsal olay olarak gelenekseleğlence biçimlerinin alımlanma koşullarının değiştiğini görüyoruz. Daha Osmanlı’nın çöküş yılarında milliyetçiliğin önde gelen isimlerinden Ziya Gökalp durumu şöyle özetlemişti: ‘Türk milliyetindenim, İslam ümmetindenim ve Batı medeniyetindenim.’ Bu formülasyon, bazı kavramların yer ve anlam değiştirmesine yol açtı. Gökalp ve ardından Cumhuriyet’in diğer milliyetçi düşünürlerinin içine düştüğü çelişki, Batı medeniyetinin düzeyine çıkmak hedeflenirken, bu düzeyi tecrübe etmesi beklenen ulusal kimliğin Batı’ya karşı kazınılmış bir mücadele sonucu ve gereği tanımlanmış olmasıdır. Birbirine zıt dinamiklerle kurulan bu türden bir kimliğin Yeşilçam’daki yansıması nasıl olmuştur? Yeşilçam’ın en parlak dönemi aynı zamanda bugünkü anlamıyla toplumsal sınıfların ortaya çıktığı ve köyden kente bir toplumsal fenomen haline geldiği dönemdir. Sözünü ettiğim zıt dinamikler bu kez bu iki toplumsal fenomenle eklemlendi ve üst sınıf diğer sınıflara karşı Batı’ya ilişkin değerleri temsil ederken, köy kökenliler ve kentli alt sınıflar, bu toplumsal sınıfla ikircikli bir ilişkiye girdiler. Yeşilçam, genelde melodramlarında bu durumu başarıyla kullandı. Aşk temalı, Zengin X Fakir asal karşıtlığıyla desteklenerek, ‘Aşık bireyler toplumsal sınıf tanımaz ve aşkları uğruna her şeyi göze alırlar’dramatik mesajını vermeye çalıştı. Sinema perdelerinde yıllarca kente ayak uydurmaya çalışan köylü kadınlar, köylülerle dalga geçen burjuva züppeler, köylü kızları kullanan para babalarının yanı sıra, toplumcu gerçekçi akımın sinema öncüsü Yılmaz Güney’de vardı. Yılmaz Güney’in sinema anlayışı genelde ‘Adalet’ temalı ‘haklı X haksız’asal karşıtlığıyla çatışma yaratılmış, köylünün, emekten yana olanların ezilmeye mahkûm olduğunu, bu ezilmişliğin temel sorununun emek-sermaye çelişkisi olduğunu anlatarak, sınıfsal mücadele araçlarının kullanılmasını (Sendika, parti, demokratik haklar vs.) öngörmüştür. Bu Yeşilçam’ın pek alışık olmadığı bir tarzdı. 70’li yılların ortalarından sonra Yeşilçam çöküş yaşadı. Temelde 12 Eylül askeri cuntadan önce politize olan toplumun ‘terör ortamı’diye adlandırılan sınıf mücadelesine katılan bireyler, Yeşilçam sinemasına pek önem vermedi. Bunun üstüne ekonomik sorunlar ortaya çıktı ve televizyon her eve girdi. Sinema (Yeşilçam) artık eskisi kadar etkili değildi. 1980 Eylül’ünden sinemaya değil alt yapı desteği vermek, sinema salonları kapatıldı. Tanınmış yönetmeler uluslar arası reklâm şirketlerinin reklâm filmleri çekerek yaşamı idame ettirmeye çalıştı. İdealist yönetmenler buradan kazandıkları parayı sinemada kullandılar. Yabancılarla çalışan teknik ekipler deneyim kazandılar ve bu deneyimlerini sinemada kullandılar. Ancak çektikleri filmlerin çoğu başarısız oldu. Sinema salonu sayısı ülke genelinde yüzde 75 azaldı. Sinema kadın sorunlarını irdeleyen filmlere yöneldi. Yeşilçam aile filmleri artık çekmiyordu. Ya ailenin çözülüşünü imliyordu bu yöneliş, ya da kadının artık birey olduğunu anlatmaya çalıştı. Bu yönelişte de pek başarılı olduğu söylenemez. Çünkü kadın ekonomik özgürlüğünü ele geçirmemişti. Yeşilçam belki de kadın sorununun bu gerçekliğini göz ardı etmişti. Bu süreçten sonra sinema entelektüel bireylerin beğenisi kazanmak için sosyal içerikli filmler çekmeye başladı. Sinema bazı popüler filmler dışında başarı kaydedemedi. Bunun nedeni ise ulusal seyirciyi oluşturamamasıydı. Andrew Higson seyircinin rolünü vurgularken ‘Eğer ulusal bir seyirci yoksa bir ulusal sinema nedir ki?’der. Aslında bu soru sinemanın içinde olduğu sorunu ve sorunun büyüklüğünü bize göstermektedir. Yerli sinema filmlerinin yerini Hollywood sineması aldı. 1996 yılında vizyona giren Eşkıya filmi seyirciden hak ettiği beğeniyi topladı. Eleştirmenler Eşkıya’nın başarısını şöyle değerlendirdi ‘Teknik bakımdan Hollywood filmi kadar iyi.’Bu film, yerli sinemanın yeniden dirilmesine az da olsa yardımcı oldu.
| |||||
8 Eylül 2009 Salı
ULUSAL SİNEMA NEDİR?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)